10 Mayıs 2011 Salı

sirin_yuvaya_gidiyor

Şirin bugün yuvaya başlıyor. Kendini hiç ama hiç güvende hissetmiyor. Annesini ve babasını, yuvaya kendisiyle birlikte gelmeleri için ikna ediyor. Ama kısa sürede görüyor ki, aslında yuva çok eğlenceli bir yer olacak … annesi ve babası gelmeseler!
Yuvaya başlamak, çoğu çocuk için, güvenli ev ortamından ilk ayrılış demek. Şirin Yuvaya Gidiyor, yeni yuvaya başlayacak çocukları – ve aynı zamanda onların anne ve babalarını – bu önemli adım konusunda rahatlatıyor. Yuva çağındaki tüm çocuklar için eğlenceli bir öykü. Tüm çocukların Şirin’de biraz da kendilerini bulacaklarını ve Şirin’in anne ve babasını kendi anne ve babalarıyla karşılaştırarak muzip muzip güleceklerini düşünüyoruz.
Fransız yazar Christine Naumann-Villemin ve çizer Marianne Barcilon, neşe ve enerji dolu kitaplarında, çocukların büyüklü küçüklü sorunlarına gülmece duygusuyla yaklaşıyorlar. Ancak burada sözkonusu olan, büyüklerin çocuklara gülmesi değil, çocukların kendilerine gülmeleri. Çünkü bu kitaplar çocukları ciddiye alıyor, onlara dürüstçe yaklaşıyor ve onların bakış açısını yakalamaya çalışıyorlar. Naumann-Villemin ve Barcilon’un kitapları, yedi Avrupa dilinin yanısıra Çince, Japonca ve Korece’ye çevrildi.


 Bu kitap anababalara neler kazandırıyor?- Anlaşılır, kesin ve etkili sınırlar koymak- Çatışmalar ve güç mücadelelerine bir son vermek- İşbirliğini teşvik edecek kurallar belirlemek- Çocuklara sorun çözme becerilerini öğretmek- Yanlış davranışlarla ilgili mantıksal sonuçlar uygulamakÇocuklar, gelişimlerine yön verecek sınırlara ihtiyaç duyarlar. MacKenzie'nin uzmanlığında, sizler de mutlu ve tatminkar bir aile hayatı için gerekli olan öğretici sınırları nasıl oluşturacağınızı öğreneceksiniz.




Miniklerin Dünyası; annelerin, babaların ve çocukların beraberce geçirdikleri zamanı hem eğlenceli hem de bilgilendirici hale dönüş-türen yararlı bir dizidir.

Ebeveyn olarak çocuklarınızın korkularını, kaygılarını, kuşkularını, meraklarını giderirken, aynı zamanda hayatı anlamlandırarak gündelik yaşamdan bir şeyler öğrenmelerini sağlayabilirsiniz. Bunu yaparken dizideki her öykü, başlangıç için size ilk adımı atmada önemli bir yardım sağlayacaktır. Ayrıca her kitabın sonundaki ebeveyn rehberi, tüm anne ve babalar için önemli bir kılavuz olacaktır.

9 Mayıs 2011 Pazartesi









4 yaş gurubuna göre hazırlanmış çalışmada çocuğun dikkatini toplayarak her resimde ilk resme göre sadece bir yerin rengini değiştiği söylenir ve bulunması istenir.

kese kağıdıyla hikaye anlatma

video
 AKILLI SEVGİ "Akıllı Sevgi", anne-babalara, çocuklarına karşı uyguladıkları katı disiplin kuralları yerine, alternatif davranış modeli geliştirmelerini sağlayan bir yöntem sunuyor. Böylelikle ebeveynler dünyayı, gelişme çağındaki her yaştan çocuğun gözüyle görecekler ve onların kendine güveni olan, sorumluluk sahibi, içsel mutluluğu yakalamış birer insan olmalarına büyük katkıda bulunacaklar. "Akıllı Sevgi"de anne-babaların çocuklarına, mutlu ve doyumlu yetişkinler olarak büyümeleri için gereken sevgiyi verebilmelerini sağlayacak pratik öneriler de yer alıyor. Çocuğunuzu, hem kalbinizi hem de beyninizi kullanarak yetiştirebilmeniz için... "Akıllı Sevgi, pratik öğütler, sağlıklı görüşler ve akıllı bir çocuk yetiştirme felsefesi sunan harika bir kitap. Akıllı Sevgi`yi okuyan bütün bilinçli insanlar, bebeklikten ergenliğe kadar çocuklarının davranışlarının nedenini daha iyi anlayacaklar ve çocuk yetiştirirken günlük mücadeleleri nasıl bir barışçıl tutum içinde yürüteceklerini öğrenecekler." - Joan Ganz Cooney, Çocuk Televizyonu Seminerleri kurucularından ve "Susam Sokağı"nın yaratıcısı. (Arka Kapak)


Hayat bir dizi küçük olaydan ibarettir. Bunlardan herhangi biri büyük sonuçlar getirebilir. "Durup hayatımdaki dönüm noktalarını düşündüğümde, birçoğunun o anda neredeyse farkına bile varmadığıma hayret ederim." - Dick Murphy, DLP Coatings Ltd. Kurucusu ve Başkanı- "İnsan ne yaratıyorsa, odur." Yani, ne olduğumuz başımıza gelen küçük şeyleri ilerlemek için fırsatlara nasıl dönüştürdüğümüze bağlıdır. Bu kitap bunu destekleyen örneklerle dolu. Kişisel gelişimin iş hayatındaki ilerlememizden ayrılamayacağı görüşüyle, Dr. Fritz birey, aile, dostluk, çevreye katkı; sporda iş hayatında başarı gibi hayatın bütünün oluşturan parçalara yaptığı yumuşak geçişlerle, küçük şeylerin büyük sonuçlarına değiniyor.
Yazar:Antoine de Saint EXUPERY
Çeviri:Sumru AĞIRYÜRÜYEN
   Yazar, ‘Küçük Prens’e uçağıyla mecburi iniş yapmış olduğu bir çölde rastladığını anlatarak başlar Onun kendisinden hemen bir koyun resmi çizmesini istediğini ekler Ama Küçük Prens Saint-Exupery’nin karaladığı eskizlerden hiçbirini beğenmez Motorunu tamir etmek telaşında olan Fransız pilot nihayet bir sandık resmeder ve hayvanın bunun içinde olduğunu söyler Bedeni görünmeyen sanal koyun tam Küçük Prens’in arzuladığı gibidir
    Daha sonra Küçük Prens’in kendi gezegeninin, gezdiği diğer gezegenlerin ve gülünün hikâyesini okuruz
     Sonunda dünyadan biraz bezgin düşen Küçük Prens tekrar gezegenine dönmeye karar verdiğinde çölde tanıştığı zehirli yılana kendini sokturur.

   İnsanın hayatında okuması gereken çok özel bir kitap okumayanlara kesinlikle tavsiye ediyorum OKUYUN!!



Ebat13,3 x 19,8 cm
Sayfa Sayısı79
KapakSelefon Kapak
İç Sayfa1.Hamur
Yazar AdıPsikolog Jülide Sevim


     Korktuğunuz “Anne bu ne?“ sorusu ile karşılaştığınızda ne cevap vereceksiniz? “Bebeğin doğuşunu, cinsel ilişkiyi“ nasıl anlatacaksınız? “Sünnet“ için ideal yaş nedir? Küçük çocukların %10-20´si cinsel saldırılara maruz kalırken, siz yavrunuzu nasıl koruyacaksınız? Homoseksüalite nedir/ne değildir? Sorulara vereceğiniz cevapların ve cevaplayış tarzınızın, yetişkin yaşamını direkt etkilediğini biliyor musunuz? Bunlar gibi daha birçok sorunun cevabını, “ANNE BU NE?“de bulacaksınız.
28 Mayıs Cumartesi ANKARA Okul Öncesi Problem Çözme Paneli
 
Panel Konusu:Okul Öncesi Dönemde Problem Çözme Becerileri
Alt Konular:>Okul Öncesi Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme 
>Okul Öncesi Eğitimde Problem Çözme Becerilerinin Desteklenmesinde Drama Yönteminin Kullanılması >Okul Öncesi Dönemde ve İlköğretimde Problem Çözme Becerileri
>Problem Çözme Becerilerinin Desteklenmesinde Aile Katılımı


Panel Başkanı:
Prof.Dr. Şener BÜYÜKÖZTÜRK

Konuşmacılar: 
Prof.Dr. Şener BÜYÜKÖZTÜRK (Gazi Üniversitesi)Prof.Dr. Esra ÖMEROĞLU
 (Gazi Üniversitesi)
Doç.Dr. Yasemin AYDOĞAN
 (Abant İzzet Baysal Üniversitesi)Yrd.Doç.Dr. Arzu ÖZYÜREK(Karabük Üniversitesi)

Tarih: 28 Mayıs 2011 Cumartesi
Saat: 13:00-17:00

Yer: Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Konferans Salonu


ayrıntılı bilgi için :  http://www.egitim-tr.com/haber/213-seminer-duyurulari-ankara-okul-oncesi-problem-cozme-paneli-28-mayis-2.html

bağış yapalımmm


KULLANMADIĞINIZ EŞYA ve GİYSİLERİNİZİ ATMAYIN!

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kadın Koordinasyon Merkezi çok güzel bir uygulamaya yer veriyor arkadaşlar… Hala kullanılabilecek durumda olan,yıpranmamış fakat kullanmadığınız giysileriniz varsa, bunları çöpe atmak yerine ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılmasını sağlayabilirsiniz.
Nasıl mı yapacaksınız?
0212 444 00 93 nolu telefonu arayıp, ‘Eşya ve Giyim Bağışı’ nı seçerek, isim ve adres bilgilerinizi bırakacaksınız. Bağış görevlileri kapınıza kadar gelerek bağışlarınızı alıp, ihtiyaç sahibi ailelere sizin adınıza ulaştıracaklar

anneler günü için şiir

                                                                                                                         ANNE SEVGİSİ

 
Sıcağın sinmiş bana,
Seni severim ana,
Sensiz bana kan veren
Sensin bana can veren.

Küçükken yudum yudum,
Sütlerinle uyudum.
Kulağıma ninniler,
Neler söyledin neler.
Beni büyüttün ana,
Beni yürüttün ana,
Göremeyince seni
Kucaklarım gölgeni

tekerlemeler

EBE

Ebe ebe gel bize,

Uzaktan vur elimize,
Gel Eğer vuramazsan,
Hayat Ebesin ebe.






TEMMUZ


Canım balım Temmuz,


Bizim elimiz kolumuz.


Bak tombul tombulcuk,


Gözleri boncuk boncuk.


Yıl boyunca özleriz,


Hep yolunu gözleriz.

annemize güzel bir şarkı :))

7 Mayıs 2011 Cumartesi

sanat etkinliği




grafik çalışmaları



                     sınıf mevcudunun doğduğu ay ile ilgili grafik çalışması

ağaçtaki çiçeklerin toplanıp guruplandırılması ile ilgili grafik

                             sınıf mevcudunun kardeş sayısıyla ilgili grafik

sınıf mevcudu grafiği
duygu grafiği

renk ve sayı grafiği

Çocuklarda cinsel eğitim

Anne- babalar çocukları cinsellik içeren sorular sormaya başladıklarında veya cinsel içerikli davranışlar yaptıklarında (örneğin cinsel organını okşama-mastürbasyon, cinsel birleşmeye temsil eden hareketler, objelere sürtünme, annenin vücudunu okşama, arkadaşları ile cinsel oyunlar oynama vb. nitelikte pek çok davranışlar) çoğu zaman nasıl davranacaklarını bilemezler. Ya bu tür davranışlar tepki ile karşılanır, cezalandırılır yada çocuktan gelen sorulara karşı yanlış bilgilendirmeler yapılır. Burada önemli olan çocuklara hangi yaşta hangi bilgilendirmelerin nasıl yapılması gerektiğidir.

Yaklaşık olarak 5-6 yaşlar cinselliğin fark edilmeye başladığı dönemdir. Bu dönemde çocuk kendi cinsiyetinin özelliklerini keşfeder. Kız-erkek ayırımı öğrenilir. Kız çocuğu bazı yönlerden kadınların erkeklerden farklı olduğunu gözlemler ve bu farklılığı öğrenme merakı içine girer. Aynı şey erkek çocuğunda da olur. Çocuk kendinde bir penis olduğunu ve kız çocuğunun buna sahip olmadığını farkeder. Çocukta bu dönemdeki cinsel gelişim üzerine tartışmalı bir teori süren Freud'a göre kız çocuğu babaya, erkek çocuğu da anneye fantazik bir aşk geliştirir ve hemcinsini kendine bir rakip olarak görür, ona karşı düşmanlık besler. Bu dönemde çocuğun cinsel dürtüleri gelişir ve çocuk cinselliğe aşırı merak duyar. Bu merak çevrenin tutumları tarafından daha da yoğunlaşır. Örneğin çocuk annesine sorular sorduğunda ya da cinsel ilişkiyi çağrıştıran davranışlar gösterdiğinde annenin tepkisini görür. Anne cevap vermekte zorluk çeker, utanır, konu değiştirir, ayıp, günah diyerek çocuğu cezalandırmaya girişir. Bütün bu tepkiler, kafasında soru işaretleri olan çocuğun kafasının daha da karışmasına sebep olur. Çocuk dıştan artık daha az soru sorsa yada yasak davranışları aşikar yapmamayı öğrense de kafasındaki sorular çözümlenmez. Bazen ana-babanın yanlış bilgilendirmesi de çocukta yıllar boyu sürecek cinselliğe yönelik yanlış inanışın devamına yada cinselliğe yasak,ayıp, utanılacak ve hatta tiksindirecek bir şeymiş gibi bakmasına sebep olabilir.

devamı için .... http://www.onceokuloncesi.com/cocuklarda-cinsel-e-itim-t44341.html

3 Mayıs 2011 Salı

Cocuk Ne Gorurse Onu Yapar-Video



Cocuk Ne Gorurse Onu Yapar-Video

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM

 21 Mart 2008, 11:26
 Dogan DEDE
Çocukların zihinsel ve kişilik gelişiminin %70’i 0-6 yaş arasında tamamlanmaktadır.
Çocukların zihinsel ve kişilik gelişiminin %70’i 0-6 yaş arasında tamamlanmaktadır.Bu süre içeri kazanılan davranış biçimleri,tüm yaşam boyunca devam etmektedir.
Okulöncesi eğitim,tüm Avrupa ülkelerinde,hükümet programları ve yatırımların temel hedeflerini ve odak noktalarını oluşturmaktadır.Ülkemize bakıldığında ise bu konunun üzerinde yeterince durulmadığı ve önlemlerin yetersizliği dikkati çekmektedir.Rakam vermek gerekirse, okulöncesi eğitim oranı Avrupa ülkelerinde (örneğin,Fransa ve İsveç’te) %100’lere varmakta olup,ülkemizde ise ancak %15’tir. Siyasi otoriteler, okul çağı çocuklarımızın sayısal değerini verirken 15 milyon olarak belirtmektedirler.Oysa, eğitim yaşında 4,5milyon 3-6 yaş arası çocuk bulunmaktadır.Bu rakamın 20milyon olarak ifadesi sağlandığında ve Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi içerisinde okulöncesi çağı çocukları için ayrılan pay, okulöncesi çocuk nüfusu oranında arttırıldığında, okulöncesi eğitimin öneminin kavrandığı belli olacaktır.Avrupa Topluluğuna girme çabası içerisinde olduğumuz şu günlerde, çağdaşlığa giden yolun ancak çocukların eğitimi ile sağlanabileceği göz önünde tutulmalı,yatırım hedefleri saptanırken, çocukların eğitim gereksiniminin, doğumdan başlayarak karşılanması gereksinimi öncelikle ele alınmalıdır.Bu hedefe ulaşmak için bir an önce okulöncesi eğitimin önemine ilişkin kampanyalarla,kamuyu bilgilendirmek ve oluşan kamuoyu ile siyasi kararlar alınmasını sağlamak gerekmektedir.
3-6 yaş arası bilimsel olarak eğitim yaşıdır.Bu yaş gurubundaki tüm çocukların Anayasa’nın 42. Maddesinde belirtilen eğitim hakkından yararlanabilmeleri için okulöncesi eğitim kurumlarının yeterli sayıya çıkarılması konusunda çalışmalar hızlandırılmalı, özel yatırımcılar kredilendirilmeli ve desteklenmelidir.Yapılan araştırmalara göre, okulöncesi eğitim alan çocuklar ilkokulda okuma yazmayı, bu eğitimi almayan çocuklardan %100 daha hızlı öğrenmekte ve bu öğrenme hızı yaşam boyu sürmektedir.Öğrenmenin %80’i okuma yolu ile olduğundan , çocuğun kitapla erken yaşta tanışması onun öğrenme hızını çok etkilemektedir.Burada da okulöncesi eğitimde kitapların önemi açıkça görülmektedir.
0-6 yaş arasındaki çocuğun eğitiminde en önemli rol ana-babaya düşmektedir. Bu nedenle öncelikle ana-babanın bilinçlendirilmesi çalışmaları önem kazanmaktadır.Ülkemizde okulöncesi eğitim kurumlarının azlığı dikkate alındığında,okul öncesi eğitimi veren kitap,oyuncak ve benzeri materyalin önemi ve bunların kullanımı konusunda velilerin bilgilendirilmesinin zorunluluğu açıkça görülmektedir.
Toplum olarak, çok sevdiğimiz çocuklarımız ve geleceğimiz için en kalıcı yatırımın eğitim olduğu bilincine vardığımızda, tüm diğer sorunlarımızın kolayca çözümlendiğini göreceğiz.Bunun için 1-7 Eylül tarihleri “Okulöncesi Eğitim Günleri” olarak gelenekselleşecektir.
KAYNAK:www.okuloncesiegitim.org

önlükle hikaye anlatma (önlük)


Mine; sarı saçlı, yeşil gözlü, güler yüzlü bir kızdı. Anne ve babasını çok sever, herkese hoşgörülü davranmaya çalışırdı. Hayatta hoşlanmadığı tek bir şey vardı. O da ‘hayvanlar’dı.
Mine bir gün annesiyle evde oturuyordu. Yağmur yağdığı için hafta sonu olmasına rağmen dışarı çıkamamıştı. Yağmurda yapmaktan en çok hoşlandığı şey televizyon izleyip, annesinin pıtır pıtır patlattığı mısırları yemekti. Annesi bunu bildiği için hemen mutfağa girip ona mısır patlatmaya başlamıştı. Mutfaktan gelmeye başlayan mis gibi koku bütün odaya yayılmıştı. Annesi tabaklara mısırları ayarlarken kapı birden pat pat pat diye vurulmaya başlamıştı. Mine annesine:
-‘Ben bakarım anneciğim’ diyerek kapıya doğru fırladı.
Kapıyı açtığında karşısında yağmurdan sırılsıklam olmuş kahverengi benekleri olan beyaz tüylü bir köpek çıktı. Mine birden çığlık attı.
-Sen de kimsin? Ne işin var evimizin önünde?
Köpek de ona:
-merhaba küçük kız benden sakın korkma. Yağmur o kadar çok yağıyor ki sırılsıklam oldum. Karnım da aç nolursun evine girmeme izin ver. Yoksa hasta olacağım.
Mine:
-Aaaa ! Sen ne dediğinin farkında mısın? Ben hayvanlardan hiç hoşlanmam evimizi kirletirsin. Kusura bakma seni içeri alamam’ diyerek kapıyı pat diye köpeğin yüzüne kapadı.
Boncuk olanlara çok üzülmüştü. Boynunu bükerek oradan uzaklaştı. Mine içeri döndüğünde annesi kimin kapıyı çaldığını sorunca annesine: ‘yağmurdan öyle bir ses geldiğini kapının vurulmadığını söyledi.’ Yalan attığı için çok kötü hissediyordu. Annesi de mısır sesinden konuşulanları duymadığı için kızının doğru söylediğine inandı.
Ertesi gün Mine okuldan döndüğünde sabırsızlıkla evinin kapısını çaldı. Tak tak tak. Ama açan olmadı. O anda annesinin: ‘bugün çarşıya gideceğim ayakkabılıktan yedek anahtarı almayı unutma.’dediğini hatırladı. Oflayıp puflasa da yapacak bir şey yoktu. Annesini bekleyecekti. O sırada hava gittikte karardı. Bulutlar birbirleriyle çarpışmaya, yavaş yavaş yağmur yağmaya başlamıştı. Mine hasta olmaktan korktu bir an önce kendisine ıslanmayacağı bir yer bulmak için ayağa fırladı.
Bahçeden geçerken çiçeklere basmamaya özen gösterdi.
Kapıdan çıktığında sağına soluna bakarak sağa doğru gitmeye karar verdi. Bir an durakladı ve sol çaprazında caddenin karşısında bir kuruluğun olduğunu fark etti. Caddeden geçerken çok dikkatli olmalıydı. Önce soluna, sonra sağına, sonra tekrar soluna bakarak arabaların olmadığı bir anda hızla karşı kaldırıma geçti. Kuruluğa gittikçe yaklaşıyordu ki bir de ne görsün? Dün evinin önünden kovduğu köpek de oradaydı. Etrafta yağmurdan korunabileceği başka bir yer olmadığı için yavaş yavaş oraya yaklaşmaya başladı.


Köpek Mine’nin korktuğunu anlayınca ona:
-‘Gel küçük kız. Sen de bayağı ıslanmışsın. Hadi yaklaş daha fazla ıslanma.’dedi. Küçük kız yaklaştı ve:
-Merhaba benim adım Mine. Sen dün benim evin önünden kovduğum köpek olmalısın.
Köpek de ona:
-Merhaba. Benim adım da Boncuk. Tanıştığımıza memnun oldum. Önemli değil. Korktuğun için böyle yaptığını düşünüyorum. Ama biz, insanları korkutmak istemeyiz.


O sırada yağmur da azalmıştı. Güneşin ışıkları yavaş yavaş kendini göstermeye başlamıştı.
Bocuk: ‘Şimdi gitmem lazım Mine. Daha sonra görüşürüz. Hoşça kal.’dedi. Mine:
-Boncuk  sen böyle yağmurda karda üşüyüp hasta olursun. Ben seninle arkadaş olmak istiyorum. Hem sana yaptığım kötü davranışı, hem de hayvanları yanlış tanıdığımı fark ettim. Eğer sen de istersen bundan sonra evin bahçesine bir kulübe yaparım ve sen artık üşümezsin.

Birlikte eve geldiklerinde annesiyle Boncuk’u tanıştırdı. Annesine yağmur yağdığı günü hatırlattı ve yalan söylediği için annesinden özür diledi.
Havanın güzel olduğu bir vakitte annesiyle Boncuk’a güzel bir kulübe yaptılar. O günden sonra boncuk, mine’nin en iyi arkadaşı oldu. Mine artık hayvanları çok seviyordu. 
     

nesne sayısını üzerine rakamla yapıştır



olay örgüsü

rakamlarla sayıları eşleştirelim

matematik eğitimi (ilgili olanı bul)

kitap örnekleri :)